HABİP ÇADIRCI TÜRKİYE’DE SU STRESİ
Yazı Detayı
05 Ocak 2021 - Salı 14:51
 
TÜRKİYE’DE SU STRESİ
HABİP ÇADIRCI
 
 

Uzmanlara göre,Kuraklık, canlıların yaşamı üzerinde çok büyük olumsuz etkileri olan, insanların çeşitli etkinliklerini sınırlayan, önemli ekolojik sorunların yaşanmasına neden olan ve her an afete dönüşebilen, meteorolojik karakterli bir doğal tehlikedir .

 

 Kuraklık, fiziksel ve doğal çevre, kent yaşamı, kalkınma ve ekonomi, teknoloji, tarım ve gıda, temiz su ve sağlık olmak üzere hayatımızın her aşamasında etkliidir.

 

Türkiye şu anda su stresi yaşıyor. Bugünlerde özellikle çiftçiler kar ve yağmur yağmaması, toprağın ve ekilen tohumların yeteri kadar suya kavuşmaması nedeniyle sıkıntı içindeler. Mevsimin kurak geçmesi ve yağışların gerçekleşmemesi nedeniyle içme suyu kaynağı olarak hizmet veren yüzeysel sular; barajlar, göller ve nehirlerdeki su seviyeleri oldukça düşmüştür. Bu nedenle yöneticiler ve çiftçiler endişe duymaktadırlar. Uluslararası normlara göre, kişi başına 2 bin metreküpün altındaki ülkeler için "su azlığı", bin metreküpün altındaki ülkeler ise "su fakirliği" tanımı yapılıyor.Dünya Bankasına göre, Türkiye’de kişi başına düşen su miktarı 2030’da bin 100 metreküplere düşeceği, 2040’larda ise 700 metreküp olacağı öngörülüyor

 

Türkiye’de kuraklığın en fazla etkilendiği alan tarımsal üretimdir.  Pek çok tarım ürününün büyümesi ve su havzalarının dolması için yağışların bu dönemde olması gerekir.Ülkemizde suyun yaklaşık yüzde 70’i tarımda kullanılıyor. Bir kilogram pamuk üretmek için 12 ton su kullanılıyor. “Buğday gibi az su kullanan stratejik ürünleri üretirken,şeker pancarı ve pamuk gibi çok su tüketen ürünler dışarıdan alınabilir. Özellikle Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu gibi tarımsal üretim merkezlerinin yarı kurak bir iklime sahip olmasının yanı sıra yağışların azalması ve yanlış su kullanımı gibi nedenlerle gıda üretiminde ciddi azalmalar gündeme gelebilir.

 

Kuraklığa karşı ne gibi önlemler alınabilir;

 

  • Su havza bazında ele alınabilir.

 

  • Su kullanımı ve sulama teknikleri konusunda verilen eğitimler daha da arttırılabilir.

 

  • Enerji politikaları, kentleşme stratejileri ve tarımsal üretim yöntemleri yeni döneme uygun hâle getirilebilir.

 

  • Gelecekteki su bütçesi şimdiden hesaplanabilir.

 

  • Kuraklıkla baş edebilmek için su ile ilgili daha sürdürülebilir daha akıllı yollarla kullanma stratejisi geliştirilebilir.

 

  • Kurak Dönem Yönetim ve Eylem Planları hazırlanabilir ve yönetilebilir.

 

  • Su Kanunu çıkarılılabilir.

 

Son  yıllara bakıldığında mevsim geçişlerinin değiştiğini ve küresel ısınmanın etkilerinin çok daha fazla hissedildiği görülmektedir.

Su sıkıntısının, gelecek 20-25 yıl içerisinde ülkemizde ve komşu ülkelerde su krizine dönüşeceği ve suyun 21. yüzyılın önemli stratejik kaynaklarından biri olacağı belirtilmektedir. 

 

 2002 yılında Johannesburg’ta düzenlenen II. Dünya Çevre Zirvesi’nde Suyun önemi ortaya önemli bir  sonuç çıkardı; “SU YOKSA,GELECEKTE YOK ” 

 
Etiketler: TÜRKİYE’DE, SU, STRESİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı