HABİP ÇADIRCI DOĞU TÜRKİSTAN
Yazı Detayı
15 Şubat 2021 - Pazartesi 09:58
 
DOĞU TÜRKİSTAN
HABİP ÇADIRCI
 
 

Tarih boyunca dünyanın birçok bölgesinde zulümler, soykırımlar yaşanmıştır. Günümüzde ise bunlara benzer katliamlar yaşanmaktadır. Yaklaşık 70 yıldır devam eden Çin’in Doğu Türkistan zulmü ise bunların en acı örneklerinden biridir

 

Önemli kömür ve petrol kaynaklarını barındıran ve de Çin’in Batı'ya açılan çıkış kapısı olan Doğu Türkistan, Orta Asya'nın orta bölümünde yer alan büyük Türkistan'ın doğu kesimidir. 1949 yılından bu yana Çin Halk Cumhuriyeti'nin siyasi ve iktisadi kontrolü altındadır. Bugün Doğu Türkistan'da resmi sayılara göre 10 milyon, gayriresmi sayılara göre ise 40 milyon Uygur Türk'ünün yaşadığı, bu nüfusun 50 bin civarının da Türkiye'de olduğunu söylenmektedir.

 

 Çin Komünist Partisi'nin 1949 yılında işgal ettiği ve 1955 yılında "Sincan Uygur Özerk Bölgesi" adıyla hakimiyeti altında tuttuğu Doğu Türkistan'da, insan hakları ihlalleri hayatın tüm alanlarında devam etmektedir.

 

Çin, sistematik asimilasyon, işçi ihraç programları, ülke içlerine zorunlu göç ve nüfus planlama politikaları ile Doğu Türkistan'ın Müslüman nüfusunu eritmekte, demografik yapıyı tersine çevirmektedir.

 

Toplama kampları kurmanın insan hakları ihlali olmasına rağmen, yaklaşık3 milyon Uygur Türkü Çin tarafından toplama kamplarına kapatılmış, oruç tutmak, namaz kılmak yasaklanarak, kültürel, dini ve ekonomik ayrımcılık uygulanmaktadır. İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından 2013’te yayımlanan rapora göre, Çin’in bölgede yaygın bir ayrımcılık, dini faaliyetlere yönelik baskı ve artan bir kültürel ve etnik sindirme politikası uyguladığı ifade edilmiştir. Ancak Çin’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki (BMGK) konumu, uluslararası politikadaki ekonomik ve siyasi gücü bu bölgede yaşanan zulümlerin görmezlikten gelinmesine sebep olmaktadır. Bu bağlamda başta İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) olmak üzere bütün İslam dünyası üzerine düşen görevi biran önce hatırlamalı ve yerine getirmelidir.

 

Çin'in Uygur Türklerini "mesleki eğitim merkezleri" adı verilen kamplarda alıkoymasıaralarında Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü, uluslararası kamuoyu olmak üzere tepkiyle karşılanmakta ve eleştirilmektedir.

 

Pekin yönetimi, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde kaç kamp bulunduğuna, buralarda kaç kişinin olduğuna ve söz konusu kişilerden ne kadarının sosyal hayata döndüğüne ilişkin bilgi vermiyor.

 

BM ve diğer uluslararası örgütler, kampların incelemeye açılması çağrılarını yinelerken Çin, şu ana kadar kendi belirlediği birkaç kampın az sayıda yabancı diplomat ve basın mensubu tarafından kısmen görülmesine izin verdi.

 

Çin makamları, BM yetkililerinin doğrudan bilgi almak amacıyla bölgede serbestçe inceleme yapma talebini ise geri çeviriyor.

 

 DOĞU TÜRKİSTAN’DA İNSAN HAKLARI İHLALLERİ ŞÖYLE SIRALANABİLİR ;

  • Dil ve Eğitim Yasakları

  •  Doğum Kontrolü ve Zorunlu Kürtaj

  • İşkence ve Ölüm Cezası

  • Ekonomik Yaşamdan Dışlanma

  •  Basın ve İfade Özgürlüğü

  • İnanç ve İbadet Özgürlüğü

  • Nükleer Denemeler ve Çevre Kirliliği

  • Nüfus Transferi

 

Bu uygulama sadece Uygur Türkleri'ne yapılan değildir, tüm dünyaya yapılan bir zulümdür. Tüm insanlığın onurları  ayaklar altına alınmıştır.

 

Çin Hükümeti'nin ekonomik, kültürel ve dini nedenlerle Doğu Türkistanlı Uygurlara bir asırdır uyguladığı zulüm ve insanlık dışı uygulamalarına "dur" demek adına, uluslararası kurum ve organları, tüm devletleri, insan hakları örgütlerini, Çin'in insan haklarına aykırı uygulamalarına son vermeye çağırıyoruz.

 

 Bu zulüm karşısında dünya sükut etmektedir. Güçlünün, kalabalık olanın inisiyatif sahibi olanın yanında olan ülkelerin, ülke liderlerinin, devletlerin sermayenin yer almakta olduğunu görüyoruz.

 

Sözümüzü, Yunus Emre’nin  bir deyişiyle bitirelim;  Zulüm ile abad olanın akibeti berbad olur…

 

 

 
Etiketler: DOĞU, TÜRKİSTAN,
Yorumlar
Haber Yazılımı