İNSAN NEDEN YAZAR?
Haber
20 Ocak 2020 - Pazartesi 13:24
 
İNSAN NEDEN YAZAR?
Eyyüp AYDIN
- Haberi
İNSAN NEDEN YAZAR?

İNSAN NEDEN YAZAR?

İnsan neden yazar, bu nasıl bir ihtiyaçtır? Neye karşı ve ne amaçla mücadele vermektedir. Büyük çoğunluğun susmayı, sesini kesip sırasını savmayı tercih ettiği bir ortamda yazı yazanlar neden yazma gereğini duyarlar? Kimisi kendi egosunu tatmin etmek için yazar. Kimisi yaşadığı kenti yazar. Kimisi ülke ve toplum yararı için yazar. Kimisi de birilerine yaranmak adına, birilerine övgüler yağdırmak için yazar.

 

İnsanların çoğu evinde, kahvesinde, sıcak yatağında keyif çatarken veya gücü elde etme adına maddi ve manevi yönden beslenirken, birileri de doğruları yazarak bir sürü sıkıntıyı göğüsler ve yazdıklarıyla bedel ödemeyi göze alır. Ama bu, o insanın özgür iradesine ipotek konulur anlamına gelemez. Eğer özgür iradeye ipotek konulacaksa, o zaman bizler ne diye yazı yazıyoruz. Özellikle eleştirilere tahammül edemeyenler, medeniyetten ve insanlıktan nasibini almamış demektir.

 

Suskunluğu kendine yediremeyenler, vatanına, milletine ve yaşadığı kentin sorunlarına karşı kendini sorumlu ve hatta borçlu hissedenlerin susturulmaya çalışıldığını görüyoruz. Belli bir gücü elde edince zalimleşen, kendisini "dev aynasında" gören ve insanların kendilerine kayıtsız şartsız teslim olmalarını bekleyenlere karşı, verilecek cevabımız şudur:

Günümüzde değil tarih boyunca, insanla özdeşleşmiş sözcükler vardır. Sadık, dalkavuk, yağcı, itaatkar-asi, şaklaban, fırdöndü, yalaka, onurlu, gibi. İktidar-güç ise insanların vazgeçemediği ido’dur. Siyasette, ekonomide, sosyal hayatta, kültür hayatında değişmez bu olgu. Güçlü olmak iktidar sahibi olmak teba oluşturmak. Bu bazı kesimlerde sadık eleman ya da biat edenler olarak algılanıyor. Hatta bazen biat kültürü ön plana çıkıyor.

Birileri gerçeklerin, yanlışların, onursuzlukların, beceriksizliklerin üzerini örtmeye çabalarken, birilerinin de beyninde yaşadığı gelgitleri, sıkıntıları, doğruları paylaşması yanlış mıdır? Yazı yazanların sözde özgürlüğünü savunanlar, eleştirilerin ucu kendilerine dokunduğunda, yazının yayınlandığı gazete veya internet ortamında telefon edecek kadar nasıl alçalabiliyor?

Toplumlar ne kadar aç, sefil, geri kalmış, çökmüş, perişan durumda olurlarsa olsun, dünyayı kendi hırslarıyla ve zalimce yönetme sevdasına kapılmış insanlardan merhamet veya anlayış göremezler. Çünkü bu insanlar asla hoşgörülü olamazlar. Onların barışı ölüm, sevgisi kandır.

Haramların, yolsuzlukların, lüks ve ihtişam içinde yaşamanın beyinleri ve ağızları sulandırdığı, kişisel çıkarlar veya gücü elde tutabilmek için dinin bile rahatlıkla kullanılabildiği bir dönemde yaşıyoruz. Cahiliye döneminde olduğu gibi kendi putunu yapıp sonra da tapınanlar gibi partisine, liderine, başkanına, yöneticisine bağlananlar veya menfaatleri adına bu şekilde davrananlar için söyleyebileceğimiz şudur: Kendi değerinden, inancından ve dürüstlüğünden ne kadar çok uzaklaşırsan o kadar çok işine yararsın zalimlerin.

Her türlü çıkar adına zulüm karşısında susanların, elde ettikleri makam, para ve güç adına yalan söyleyenlerin, yalanların üstünü örtenlerin, inkarcıların farkına vardığımız ve onlara hak ettikleri şekilde davrandığımız zaman, sahip olduğumuz gerçek gücün de farkına varmış olacağız. Hepimiz kendimize iyice bakalım. Hak etmediği halde her türlü yalanı ve sahteciliği bünyesinde barındıranlar, yerlerini muhafaza etsinler diye mi yazı yazmalıyız, yoksa halkın gerçekleri öğrenmesi için mi yazı yazmalıyız?

Yazı yazarların yeri ve rolü toplumu aydınlatmak ise, peki toplumun emeğini sömüren, bulunduğu makamı kendi çıkarları uğruna kullananlar için sessiz mi kalmalıyız? Ve şu soruyu kendi kendimize sormalıyız. "O zaman birilerine yaranmak için mi hizmet ediyoruz?"

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: İNSAN, NEDEN, YAZAR?,
Yorumlar
Haber Yazılımı