Köşe Yazısı Üst
Köşe Yazısı Başlık Üstü

LOZAN: Osmanlı’nın Ölüm Kağıdı, Türkiye’nin Nüfus Cüzdanı

Köşe Yazısı Başlık Altı
Köşe Yazısı Resim Altı
Köşe Yazısı Detay Başlangıcı 1
Köşe Yazısı Detay Başlangıcı 2

“Zaman hakikatlerin müttefikidir.” der, Şark Fatihi Kazım Karabekir Paşa…

Hakikatlerin üzerini kaç kat toprakla örterseniz örtün; öyle bir zaman gelir ki, o toprağın en ümitsiz yerinden bir filiz yeşerir ve en gür seda ile haykırır yalancı tarihine…

Önce hesaplaşacağız...

Hesaplaşacağız ki sonrasındaki helalleşme evremize adım atacağız. Evvela şunu söylemeliyim ki; hiçbir varlığın, kuralın, kaidenin, düşünce eksenli fikirsel yaklaşımların söylemsel yansımasının, bireylerin korku ve yasakçı cezai müeyyidesini tarihine gömdüğü bir Türkiye idealine kavuşmanın özgürlüğünü yaşıyoruz.

Ne mutlu ki bu millete; asırlık prangalardan, manasız putlaştırmalardan kurtulmamızın yollarını açıyoruz. Lozan da bu asırlık prangalardan biriydi ve Devlet Başkanımızın yaptığı son çıkışla bu pranganın kırılmasına gidecek yolu açmış olduk. Böylece toprağımızda gözü olanlara da 'Biz bırakın toprak vermeyi, kaybettiğimiz toprakların acısını bile henüz dindiremedik, siz ne diyorsunuz?' mesajını üstü örtülü olarak vermiş olduk. Bilseniz “Lozan tarihimizdeki en büyük zaferdir" hamasetine itiraz edenlerin resmen hapse atıldığı bir Türkiye'den, bugün Devlet Başkanımızın “Zafer değil hezimettir" diyebildiği bir Türkiye'ye gelmek için nice acılar çekti bu millet. Ne sıkıntılara göğüs gerdi. Gözyaşlarıyla yıkandı hapishane hücreleri.

Kısacası nasıl Sultan Abdülhamid döneminin artıları ve eksileri yazılabiliyor ve konuşulabiliyorsa İstiklal Savaşı ve İnkılaplar da olumlu ve olumsuz taraflarıyla, getirdikleri ve götürdükleriyle özgürce ele alınabilmelidir. Bunun yolu kapanmayacak şekilde açılmıştır artık elhamdülillah…

Lozan Konferansı'nın resmi adı olan Yakın Doğu İşleri Konferansı: Yani Osmanlı'nın tasfiyesini hukuki belgeye bağlama anlaşması.

Lozan, Osmanlı topraklarının bölüşülmesi için toplanılmış ve Osmanlı topraklarının beşte dördünün tapusunun el değiştirdiği bir toplantıdır. Bunu Sevr'de denemişler ama başarılı olamamışlardı. Sultan Vahdettin Sevr'i tasdik edeceğine tahttan çekilmeyi tercih edeceğini, ölse de Sevr'i imzalamayacağını söylemişti. Bu bir kahramanlıktır ama bizde kahramanlara hain denilmesi istisna değil kuraldır.

Yıl 1923 İsviçre’nin Lozan Kenti

Üç ayaklı masanın bir ucunda İsmet İnönü, diğer tarafında diplomasi kurtları: itilaf devletleri... Lozan’a giden heyet Mustafa Kemal tarafından sınırlar konusunda hassas olunması konusunda uyarılmıştır. Heyet büyük bir merasimle İsviçre’den Lozan’a gönderilir fakat ekip tamamen hazırlıksızdır.

4 şubat 1923 Pazar akşamüstü; görüşmeler çıkmaza girmiştir, Lozan görüşmesi sırasında İngiltere, Fransa ve İtalya’ya büyük tavizler veren İsmet Paşa kaldığı otelin lobisinde gazetecilere “Büyük fedakarlık yaptım ve her şeyi kabul ettim.” der. İşte bu “Her şeyi Kabul ettim” kelimesi Lozan’ı bir zafer olarak göklere sığdıramayanların üzerinde düşünmesi gereken en önemli cümle olarak tarihe geçer.

İsmet Paşa ve heyeti Lozan’da masaya oturduğunda arkalarında büyük bir milli mücadele zaferi vardır. Ve bu zaferin yankıları, gerek İslam Dünyasının Halifesinin kutsal çağrısı sonrasında mallarını ve canlarını esaret altındaki Halife-i Ruy-i Zemini kurtarma yolunda harekete geçen İslam Aleminde, gerekse gözlerini zengin petrol yatakları ve madenleri olan Alî Osman’ı parçalama uğrunda plan yaparak ömürlerini geçiren bir takım güç odaklarının karanlık dehlizlerinden geliyordu. Fakat bu mücadele ve elde edilen büyük zafer, maalesef ki Lozan’da üç ayaklı masa üzerine bırakıldı. Yani anlayacağınız; Milletin kazandığı Milli Mücadele Muzafferiyeti, Lozan Masasında İtilaf Devletlerine emanet edildi.

“Her şeyi Kabul Ettim” kelimesiyle bakın nereler oldu: Musul, Kerkük ve Süleymaniye İngilizlere bırakıldı.

Yıllar sonra İsmet Paşa Lozan ile ilgili verdiği demeçte, “İngilizlerin istediğini hallettim. Yani tavizi verdim.” der.

Mütareke usullerine göre, ateşkes yapıldığında elinizde hangi topraklar bulunuyorsa, barış görüşmelerinde masaya oturduğunuzdaki sınırlarınız üzerinden müzakerenizi yaparsınız. Mondros Mütarekesinde Misak-i Milli sınırlarımız dâhilinde olan, Musul, Kerkük, Erbil, Halep, Batum, Batı Trakya, Antakya ve Adalar bizim sınırlarımızda iken Lozan sonrasında itilaf devletlerinin süslü masasına servis edildi. Ayrıca mücadelesini sürdürdüğümüz Sudan, Libya, Mısır ve Kıbrıs meseleleri dahil haksız yere işgal edilen bir çok toprağımızdan Lozan’da atılan imza ile feragat edildi. Örneğin Lozan’da madde 17, Mısır ve Sudan'ı verir İngilizlere, madde 20 Kıbrıs'ı. Evet yanlış okumadınız, Lozan’a kadar bizimdir Sudan ve Kıbrıs… ve daha fazlası.

Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek tabiri tam da bize bu süreci anlatmaktadır. Cumhurbaşkanımızın ifadesi ile, “Bize Sevr’i gösterip, Lozan’a ikna ettirdiler.”

Diplomasi oyunlarından bahsedelim isterseniz? Hani diplomasi tecrübesi olmayanlara karşı masada çapraz ateş açan kurtların öç alma dansına…

Mondros sürecinde biz, mütareke evresinde birliklerimizi durdurmamıza rağmen, onlar “biz birliklerimize haber ulaştıramadık” diyerek; Musul’u ve Kerkük’ü işgal ettirdiler. Ve sonra şunu söylediler “Mühim değil sorun değil zaten Musul ve Kerkük sizin. Biz bunu düzeltiriz.” dediler fakat, Lozan’da bu konuyu konuşturtmadılar bile. Ve daha sonra bu meseleyi Lozan’dan sonra konuşacağız diyerek, Musul ve Kerkük’ü zapt ettiler.

Vurgulanması gereken konu şudur ki; İnönü, Musul hariç hiçbir yeri Lozan’da dava etmemiştir.

Misakı Milliye dahil oldukları halde, Batum, Batı Trakya, Adalar, Kıbrıs, Antakya ve Haleb’in bize bırakılması için Lozan’da söylenmiş tek cümle yoktur.

Yine Lozan görüşmeleri içerisinden Batı Trakya’nın Yunanistan’a değil Bulgaristan’a bırakılması yolunda bir görüş öne sürüldüğü görülmektedir. Anadolu kıyılarına 800 metre mesafedeki İstanköy adası talep edilmezken Romanya’da Tuna Nehri üzerinde Adakale için verilen mücadele ve sarf edilen enerji ilginçtir...

Çanakkale boğanı trafiği için kayıtsız şartsız bize verilecek olan Limmi’nin kayıtlara geçmemesi ve bu nedenle de yunan tarafına kalması nasıl açıklanabilir ki?

Anadolu insanının her türlü fedakarlıkla kanlarını döküp canlarını feda ederek, dişleriyle tırnaklarıyla kazandıkları zaferlerin Lozan’da hezimete dönüştürülmesi hak mıdır reva mıdır ?

Savaşın kaybedeni Yunanistan’ın bu macerayı kayıp değil kazançla kapatması hayretle hatırlanmaktadır.

Lozan’da yaşanan İngilizlerin baskı ve blöfleri, yeterli ve basiretli diplomatlarımızın olmayışı gibi durumlar kazanılan zafer sonrası elde edilmesi gereken diplomasi galibiyetini millet hafızasında yok etmiştir. Hemen her durumu vatana ihanetle suçlayan kimi kesimlerin, bu konularda fikir beyan etmekten kaçınarak Lozan’ı bir diploması zaferi olarak göstermeleri de ayrıca incelenmelidir.

Yaklaşık bir asırdır millet hafızasında sorulan en mühim soru şudur ki; 623 yıl dünya sahnesinde koca devletlere diplomasi dersi veren Osmanlı Devletinden geriye kalan bir tek diplomat yok mudur ki, diplomasi sanatında tecrübesiz bir asker, koca milletin kaderine yön verecek bir antlaşmaya gönderildi…

Meselenin en kritik yeri şu ki: İtilaf Devletleri, Sultan Vahdettin’e onaylatamadıkları Sevr Antlaşması'nın yerine onun biraz hafifletilmişi olan Lozan'ı bu defa Ankara hükümetine kabul ettirdiler. İstanbul'daki resmen tanınmış devletin tasfiyesini Ankara hükümetine yaptırdılar. Peki bu adil ve hukuken geçerli bir muamele midir? Sizin anlayacağınız, bir bakkalı çırağına tasfiye ettirmek gibi bir şeydi bu durum.

Bizler yıllarca tarih kitaplarında sözde Lozan Zaferimizi, kazandığımız toprakları niçin masada kaybettik diye sorgulamadan ve büyük bir hamasetle okuduk.

Dedim ya önce hesaplaşacağız, hesaplaşacağız ki Yeniden Büyük Türkiye idealiyle fütuhat meşalemizi yakacağız Allah’ın izni ile inşallah….

Köşe Yazısı Detay Sonu 1
Köşe Yazısı Detay Sonu
Köşe Yazısı Yorumlar Üstü
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Köşe Yazısı Yorumlar Altı
Köşe Yazısı Diğer Yazıları Altı

BU HAFTA OKUNANLAR

ANKET

TÜRKİYEDE EN KARİZMATİK LİDER KİMDİR
İmsak00:00
Güneş00:00
Öğle00:00
İkindi00:00
Akşam00:00
Yatsı00:00

GÜNLÜK BURÇLAR

KoçBoğaİkizlerYengeçAslanBaşakTeraziAkrepYayOğlakKovaBalık

SÜPER LİG

TakımOGMBAP
1Galatasaray3324542576
2Fenerbahçe3321482971
3Beşiktaş3320762266
4Başakşehir33155131958
5Bursaspor3316982556
6Trabzonspor33157111056
7Mersin İY3313137646
8Torku Konyaspor3312129-945
9Gençlerbirliği33101310340
10Eskişehirspor3391212-539
11Gaziantepspor3311166-1739
12Kasımpaşa3391410-1537
13Medicana Sivasspor339168-735
14Akhisar Belediye3381411-1235
15Ç.Rizespor339168-1435
16K. Karabükspor337197-1928
17Balıkesirspor336198-2126
18SAİ Erciyesspor3341712-2024

KARİKATÜR

Deneme kar

TARİHTE BUGÜN

1993

Sivas Madımak Oteli yakıldı. Otelde bulunan kişilerden 37'si yanarak öldü.

1990

Mina'da şeytan taşlamaya giden hacı adayları tünelde sıkıştı; 1426 kişi öldü.

1966

Antalyaspor kulübü kuruldu.

1957

Sovyetler Birliği'nin ilk yapay uydu Sputnik'i fırlatmasıyla ABD ile arasındaki uzay yarışı başladı.

1932

Keriman Halis, Türkiye Güzellik Kraliçesi seçildi

1917

Yunanistan Türkiye’ye savaş ilan etti.

1900

Friedrichshafen, Almanya yakınlarında ilk Zeplin uçuşu gerçekleştirildi.

1853

Ruslar Türkiye'yi işgâl eder; Kırım Savaşı başlar.

1839

Küba açıklarında, bir köle gemisi olan Amistad'daki 53 köle ayaklandı.

1777

Vermont, ABD'nin köleliği kaldıran ilk bölgesi oldu.

ZİYARETÇİ DEFTERİ

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?Ziyaretçi Defteri